…….

0
694

Bir anda 2021’e geldik. Hani deriz ya bir an oldu. Bana öyle geldi… O anı tarif ederken de o andan diğer bir ana. Hayatımız hep böyle küçük anlardan oluşuyor. Bakıldığında sadece sayılar değişiyor gibi. Elbette yaşamlar da değişiyor, kim bilir bize ne güzellikler getiriyor? Zaman kendi içinde sonsuz bir şimdi iken, bizler sonunu düşünen, devamlı bir sonuca bağlı yaşayan canlılar olarak kendimizle belki de daha yeni tanışıyoruz. İyi bir şeyler bizi özümüzle buluşturuyor. Şuan dünyada yaşanan bu belirsizlik gibi görülen, ancak farkındalıkla algılandığında gizemli bir belirginlik aslında hepimizi kuvvetle dürtüyor.

Bazılarımızın her gün aynaya bakarak kendiyle yüzleştiği, bazılarımızın kendini aynaya bakmaktan alıkoyup yüzleşemediği, yaşamın bir anında dolaylı yoldan bir şekilde kendimizle yüzleştiğimiz süreçteyiz. Bu süreç yüzyıllardır kendini tekrar eden toplumlara, yani bizlere büyük dersler veriyor, öğreniyoruz…

Sürecin hikayesine baktığımızda bugün çok iyi anlıyoruz ki dünyanın öbür ucunda varlığından bile haberdar olmadığımız birinin yediği veya yiyemediği birşeyden tüm dünya etkileniyor görebiliyoruz. Bugün çok iyi anlıyoruz ki dünyanın diğer ucunda yapılan küçücük bir eylem biz göremesek de tüm varoluşu etkiliyor, bunu çarpıcı bir şekilde öğreniyoruz.

Evet. Bu süreç bize çok şey öğretiyor. Hepimiz üzerimize düşeni alıyoruz ve almalıyız da.

Bugün geçtiğimiz süreçte kendimizi yeni tanıdığımız 2020 yılının son günü. Elbette hepimiz yeni yılda daha umut doluyuz. Dünyanın bizim için daha iyi şartlar hazırlamasını belki bizi yüceltmesini diliyoruz içten içe. Yeni yılda; tüm bu belli belirsizliğin artık güzellikle son bulacağına, durumun bir nihayete kavuşmasını diliyoruz. Bir yandan kendi içimizde bunun ancak bizimle mümkün olduğunu söyleyen bir sesle irtibat kuruyoruz.

Bilginin açığa çıkmasıyla her alanda birbirimize bağlı olduğumuzu hepimizin “bir” olduğunu görmeye başlıyoruz. Tüm insanlık için bir öğrenme-arınma dönemi olarak işleyen süreçte dışarıda gördüğümüz herşeyin kendi yansımamız olduğunu farkediyoruz. Buna bağlı olarak ilk başta kendimizi iyileştirmeye devamında çevremizi iyileştirmeye başladığımız bir yolculuğa çıkıyoruz.

İçimizdeki güce inandığımızda ancak değişim olabilecek bunu farkındayız. Yeni şeyler öğrenerek daha neler mümkün diye sormaya başlıyor belki de bize daha önce hiç gösterilmeyen yeni yollar keşfediyoruz.

Tam bilinmeyen bir dönemdeyiz. Hep bilinene olan alışkanlığımız nasıl da afallıyor onu seyrediyoruz.

Özümüzün sonsuz yüce varlığın bir yansıması olduğunu hatırlıyor daha şefkatli davranmaya başlıyoruz. Ölüm belki de eskisi gibi korkutmuyor bizi. Ölümden belki de hiç korkmadık. Sadece dışarıdan içeriye sızan panikten etkilenmiştik. Kimilerimiz daha çok kimilerimiz artık ölümden korkmuyor. Bazılarımız ölüm korkusunun dünyaya bağlı egolarımızın yarattığını fark ediyor, artık yaşamlarımıza bilinçli yön verebiliyoruz. Sonsuz bir yaratıcının ışığı olarak bizler ölümün korkulası bir şey olmadığını, yeni bir başlangıç olduğunu kavrıyoruz.

İlahi ışığımıza umutla tutunduğumuzda ruhlarımızın sonsuzluğunu hissediyor, içimizdeki yüce varlığa doğru ilerliyoruz. Kimilerimiz bu dünyaya ait olmadığını hissediyor, kimimiz burada uzunca kalması gerektiğini…

Herşeyin aksi bir yönde gittiğini düşündüğümüz bu süreçte ilahi plan yeniden kendini hatırlatıyor bize. Milyarlarca yıldır yaşam olan bu evrende olan herşeyin bizim hayrımıza olduğunu görmeye başlıyoruz.

Dünya kendini iyileştiriyor. Dünya iyileştiğinde içindeki yaşam da iyileşip güzelleşiyor. Her gün dünyamıza ışık saçan güneşten günbegün üzerimize bilinç yağıyor. Dünyanın frekansı yükseliyor hepimiz bundan nasipleniyoruz. İnsanlık evrimi en güzel şekilde ilerlerken bizler bu gezegeni bir öğrenme yeri olarak derinden algılıyoruz. Ebedi yolculuğumuzdaki duraklarından birinde olduğumuz bu yerde yelkenlerimizi açıp bir sonraki yaşama usulca yol alıyoruz.

Evet kendimizin daha çok farkına varıyor daha farklı ilerlemeyi seçiyoruz. Kimimiz bugüne kadar öğrendiklerini unutmaya, kimimiz içindeki herşeyi altüst edip yeniden oluşmaya cüret ediyor. Evrimimize hizmet etmeyen her şeyi dünyanın yaptığı gibi üzerimizden silkeliyoruz. Dünyanın ciddiye aldığımız kadar katı olmadığını anlıyor, daha hafif yaşamayı seçiyoruz. Bize ferahlık veren tercihleri yaparak daha sade yaşamaya gayret ediyoruz. Doğduğumuz andan itibaren içimizde olan sevginin bize her daim yol gösterdiğini hatırlıyor, bir bebeğin saflığıyla hayata baktığımızda sevgiyle sarılmış bir varlık olduğumuzu görebiliyoruz. Tüm sorumluluklarımızı üstlenerek yaşama gelme gayemizi artık yeniden düşünüyoruz. Daha çok yardım ediyor daha çok gülümsüyoruz.

Ve bir noktada aslında herşeyin olması gerektiği gibi olduğunu hissedebiliyoruz. Çünkü bu müthiş varoluş düzenini oluşturan gücün herşeyi yerli yerine oturttuğundan eminiz. Biz emin olmasak bile düzeni var eden kendinden emin.

Son olarak güzel bir şairin sözleriyle tamamlayalım.

“Bu dünyanın daha akıllı, daha kariyerli, daha itibarlı birilerine ihtiyacı yok. Bu dünyanın iyi insanlara ihtiyacı var.”

Sevgiyle olun…. Mutlu yıllar 🙂

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen isminizi buraya giriniz