500 yıl önce bugün Kanuni’nin karşı komşumuz Rodos’a seferi

0
936
Osmanlı İmparatorluğu’nun 10. padişahı ve 89. halife, batıda Muhteşem Süleyman, Doğuda ise adaletli yönetimine atfen Kanunî Sultan Süleyman olarak Osmanlı Padişahının ikinci seferi Rodos üzerine olmuştur. Bu seferin önemi devlet açısından çok büyüktü. Rodos ticarî ve coğrafi ba­kımdan mühim bir hedefti. Padişah Rodos harekatından önce ferman yazarak şöyle bildirmiş
Kanuni Sultan Süleyman’ın Rodos Şövalyesi L’ısle-Adam’a fermanı: 
İnançlı tebaamıza yönelik süregiden soygunlar ve devletimize yönelik hakaretleriniz, bize Rodos adasını ve kalesini teslim etmenizi istemekten başka çare bırakmıyor. Eğer buna uyarsanız yedi kat göğü ve yeri yaratan Allah, altı ve yirmi bin peygamber ve göklerden gelen Hazreti Muhammed ve dört halife adına yemin ederiz ki; adadan serbestçe göçmenize müsaade edilecek ve orada kalmak isteyenlerin kılına zarar gelmeyecektir. Lakin emirlerimize derhal itimat gösterilmezse, hepiniz korkunç kılıcımızla paramparça edileceksiniz ve Rodos’un kuleleri, kalesi ve surları yer ile yeksan edilecek. Ne seni, ne de erlerini aklımdan çıkarmadığımdan kuşkunuz olmasın. (KAYNAK: Jr, James Reston (Kanuni ve Şarlken: Avrupa Uğruna Savaş, Syf.25)
Fatih burayı daha ev­vel fetih etmek istemişse de kendisine kısmet olmamıştı. Yavuz Sultan Selim Mısır’ı Devleti Aliyye’nin sınırları içine alışı, Rodos’un fethini icab ettiriyordu. Buna teşebbüs etmeyi kararlaştıran Yavuz Sultan Selim hazırlıkları yetersiz bul­muştu. Bu yetersiz buluş Rodos’u almayı amaç edindiğini gösteriyordu. Fakat vefatı bu tasarının gerçekleş­mesine imkân bırakmadı.
 
Kanuni Sultan Süleyman, Belgrad seferinden zaferle dön­dükten sonra boş durmamıştı. İstanbul tersanesinde bir çok gemi yaptırıp bunlarla asker nakli için hazırlıklara başlar­ken, öte yandan Rodos Adası hakimleri olan şövalyeler, belli bir vergi ödemek, Osmanlı adına para basmak ve Os­manlı’ya bağlı bir sancak olma şartlarını da bildirmişti. Şö­valyeler bu teklifi kabul etmemişlerdi. Bu teklifin reddi, Dev­leti Osmaniyye’nin Rodos’a harp ilânına vesile olmuştu.
 
Rodos kuşatmasına donanmayı İstanbul’dan gönderen Padişah Marmaris’e kadar kara yolu ile gelip Marmaris’te ge­miye binmişti. Adaya çıkılmış fakat merkezi kale çok tahkim edilmiş olduğundan sefer beş ay sürdü. Son bir hücum netjcesinde gerek adanın tamamı gerekse şehir Osmanlı önünde boyun eğmişti.
 
Rodos’un en büyük klişesi camiye çevrilmekle beraber, he­men yanı başında Süleymaniye adı verilen bir cami inşasına başlandı. Anadolu’dan bir çok müslüman getirilip oraya yer­leştirildi.
 
Rodos Adası karışık milletlere mensub insanlara yaşam yeri olmuş bir ada idi. Bu sefer neticesinde sanki Av­rupa’nın bir maketi fetih olunmuş varsayılıyordu. Çünkü fetih sırasında gruplar halinde oraya yerleşmiş milletlerin mensublarının ait oldukları esas ülkeleri şunlardı: Alman, İngi­liz, Fransız, İtalyan, İspanyollar ve Portekizlilerdi.
 
Bu muhtelif grupların bağlı oldukları milletler buna çok kızmışlar ve bunun intikamını almak için aralarında ittihat et­meye karar vermişlerdi. Osmanlı Devleti için artık yapılacak iş bunların birleşmelerini önlemek seri ve kuvvetli ordularla durmadan sefer yapmak, seferi hümayun olmadığı zaman­larda ise serhad boylarının kahramanları, savaş alanlarının fedakâr öncüleri akıncı birlikleri vasıtasıyla onları daima taciz etmekti. Padişah bunu böyle tertip etti. Tarih Milâdi 1522 yılını gösteriyordu.
Rodos’un uzaydan çekilmiş bu fotoğrafı ise denizde turlayan dev bir İguana’yı (Komador ejderi) anımsatıyor.

 

 

Kanuni Sultan Süleyman’ın 1522’deki Rodos seferi sırasında Muğla sınırları içerisinde takip ettiği güzergahta yaptırdığı yol, sarnıç, han, hamam, çeşme  ve tarihi eserler harita ve kitap haline getirilip kültür turizmine kazandırılıyor.

 

 

 

 

 

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen isminizi buraya giriniz