Aleksandr Petroviç Garyançikov

0
536

Bayram ve yaz tatillerinde akın akın tatilcilerin geldiği,tatil deyince ilk akla gelen kasabalarından,sünger avcılarının memleketi Bodrum’dan selamlar…

Gece geç saatlere kadar eğlence ve maceranın tadını çıkaran tatilcileri,sabahın erken saatlerinde uykuda kendi hallerine bırakıp saat 06:30’da evden çıkıyorum. Şafak sökerken,güneyden hafif ve serin bir meltem esiyor. Yokuşbaşı mahallesinden bisiklet ile neredeyse hiç pedal çevirmeden fakat yokuş aşağı hızı azaltması için frenleri sıkarak ara,dar sokaklardan Umurca mahallesine oradan da Artemis caddesine geçiyorum. Hamam sokaktan Atatürk caddesine,oradan da sahile çıkıp Mahfel’e iniyorum. Mahfel, biliyorsunuz ki askeri cephanelik – toplanma yeri demek. Geceden gelip ucuz tatilin tadını çıkaran yerli, yabancı turistlerin sabaha kadar işgal ettikleri masaları henüz boşaltmış olmalarından ötürü olsa gerek, ibram abi hortumla masa ve sandalyeleri yıkamaya başlamıştı saat 7’ye gelirken. İşe yine bu saatte gitmelerin ardından güneş yükselmeye başlar ve eskiden ada şimdi ise yarımada üzerinde yer alan kalenin surlarını aydınlatır,bulunduğumuz kıyı ise henüz gölgede kalmaktadır.Sabahın erken saatlerinde deniz dalgasız,durgun ve berraktır.Balıklar sürüler halinde denizin kumsalla buluştuğu en kıyı noktasına yaklaşıp,insanların olmadığı bu saatlerin tadını yem arayarak çıkarırlar. Bu saatler 3-5 kişiyi geçmeyen, sabahları erken henüz kimsecikler yok iken yüzmeyi sevenlerden başka boş tenha,arkasında binlerce yıllık kadim kaleyi almış yükselecek olan gün trafiğini bir husu içinde beklemektedir. MÖ 6000’lerde Lelegler’in göçebe yerleşkelerinden başka eski tarihi bilinmeyen Bodrum’da bu binlerce yıllık kalede nereden çıktı diyebilirsiniz, açıklayayım; Tapınak şövalyelerine bağlı Hospitalye’ (Sen Jan şövalyeleri)nin topu topu 600 yıl önce inşa ettikleri kalenin; bölgenin ilk sakinleri Karialıların kayalara oydukları Zefiriya Kalesi üzerinde yer aldığını pek önemsemezler bizimkiler, bununla ilgili bilgi/informasyon yayımlamazlar.

Bodrum’un yaşlı balıkçıları Mahfel’deki her günkü yerlerine oturmuş,gelirlerken yunuslardan aldıkları simit-böreki Mahfel’den aldıkları çaylar eşliğinde atıştırırken, sabah aldıkları gazetelere göz atıp birbirleriyle heyecanlı konularda yüksek sesle konuşuyorlar. Kale’nin eski ve önemli müdürlerinden Arkeolog Oguz Alpözen de eşiyle birlikte sabah yüzmesine Mahfel’e geldiklerinde saatler 08:10’u bulmuştu. Bu saatten sonra Mahfel’in plajdaki şezlongları ardı ardına dolmaya başlarken ?ar??daki kalabalık Bodrum’un tüm cadde ve sokaklarındaki gibi aligromatik bir şekilde ertesi sabahın ilk ışıklarına dek sürecek bir şekilde artmaya,taşıt-motorsiklet-bisiklet (eğer ki salı, çarşamba,perşembe veya cuma ise) pazar arabası ile dolaşan kadın, erkek ve çocuklar Bodrum sokaklarını doldurmaya başlamışlardı. Pek çok sezon gününü aratmayacak bir telaş,hengame ve koşturma temposuna terk ederken sabah sessizliği yerini Begonvil çay ocağının gölge ve sükunet içindeki küçük avlusunda kahvemi yudumlarken kitap okumak üzere süzülüyorum Bodrum’un ara sokaklarından.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen isminizi buraya giriniz