Bütün suç asansör kulesinde…

0
1148

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Bodrum’da bazı konut ve otel projeleri için başlatmış olduğu kanuni işlemlerin getireceği sonuçlar tartışıla dursun, sonuca ulaşılmış görüntüsü vermek neyin nesi sizce ?

İktidar yanlıları Bodrum Belediyesi’ni suçluyor, bazı CHP ‘liler ve (geçmiş yada şu anki) Belediye Başkanı yanlıları iktidarı suçluyorlar.Dün “Bodrum’da Yıkım Başladı” haberi, konuyu bilmeyenler için olumlu görünse de, içerik açısından tam bir hayal kırıklığı.

Bu işler yapılırken göz yumanlar “yıkım kararı aldık” diye övüne dursunlar. Kimdir göz yumanlar derseniz, saymaya gerek yok. Kamu adına gücü elinde bulunduranlar, demek yeterli gelecektir.

“Yıkıma başlandı” diye habere konu olan Besa A.Ş ye ait The Bo Viera projesinin sanıldığı kadar basit bir olay olmadığı açıktır. Birkaç yönden değerlendirme yaparak, konuyu sizlerle paylaşmak istedim.

İşin bir tarafında merkezi iktidar, diğer tarafında yerel iktidar bulunmakta. Yani AKP ve CHP birlikteliği diyebiliriz.

Bu konuda en suçsuz şimdilik, Başkan Aras’tır.

Besa A.Ş ye ait The Bo Viera projesi, başladığı günden bu güne sorundur. İmar yollarını ve şantiye iç yollarını açmak için Bodrum Belediyesi’nden izin almış, lakin bunu suistimal ederek, inşaatın kazı çalışmalarına başlamıştır.

Yapılan kazılardan çıkan malzemeyi “sonradan kaldıracağız” diyerek kendi mülkleri içerisinde depolamışlar ve buna Büyükşehir Belediyesi göz yummuştur.

Var olan imar Planı değişikliğine, Bodrum Belediyesi itiraz etmeyerek yargı yoluna gitmemiştir. Büyükşehir Belediyesi, İmar Planı değişikliği için yargıya gitmiş olsa da idari yargı usulleri göz ardı edilmiş ve plan iptaline karar veren mahkemenin kararını, üst mahkeme iptal etmiştir. Henüz yargı süreci tamamlanmamış, Danıştay yolu açıktır.

İmar Plan değişikliği; Bodrum Yarımadası’n da yürürlükte olan planların çoğunda yatırımcı lehine emsal fazlalığı ve kat yüksekliği verilerek gerçekleşmiş, yapı ruhsatları da buna göre düzenlenmiştir. Benim bilgime göre de emsal hesabı dışında, yasalara uygun olmayan şekilde yapı ruhsatı düzenlenmiştir.

İşleri tıkırında giden yatırımcı kendisine ses çıkaran olmayınca, bir taraftan; izin almadan ve aslen izin başvurusu reddedilmişken, denizi depoladığı hafriyatla doldurmaya başlamıştır. İşin çevre ve ekolojik dengeleri gözardı edilmiş ve bunlar yapılırken, bu işlere engel olma yetkisi bulunan kurumlardan ses çıkmamıştır.

Valilik,Kaymakamlık ve bu makamlara bağlı Devletin diğer kurumları da, olayı gözardı etmişler. Yani; en başta halkın kamusal haklarını korumakla yetkili idareler, olaya sessiz kalmıştır. Yargının bu konuda resen soruşturma başlatıp başlatmadığı, bilgim dışındadır.

Dolgu diyerek geçmeyelim…

Denizi yaklaşık 30 bin metre kare doldurulduğu iddia edilmekte. Bunlar hiç olmamış gibi davranan Bodrum Milli Emlak Müdürlüğü, kıyıda bulunan hüküm ve tasarrufu devletin elinde olan yeri ihaleye çıkararak, mükafat gibi bu firmaya, yıllığı bir milyondan kiraya vermiştir. İhale şartnamesinde; “Ön izin alınana kadarda kazma dahi vurulmayacak” maddesi bulunmaktadır.

Kazma ne kelime, iş makineleri harıl harıl çalışmakta. Hoyratça bu işler devam ederken, Gündoğan Gönüllüleri Peynir Çiçeği Derneği, konu hakkında yargıya suç duyurusundan bulunmuş, ayrıca dolgu alanı için de dava açmıştır. Şikayetinde ve davasında ısrarcı olan dernek sayesinde, kamuoyunun dikkatini çekmiş olan bu hukuksuz uygulamanın durumu, özetin özeti olarak böyledir.

Şimdi; durumun vaziyeti buysa, bizim vaziyetimiz nasıl…

Devleti temsil eden kurum ve kuruluşlar neden bir şey yapamıyor? Yerel yönetimler hariç. Yatırımcı; bir bakmışsın Cumhurbaşkanı’yla, bir bakmışsınız Turizm ve Kültür Bakanıyla. Kısacası, devletin üst kademelerindeki yetkililerle, sosyal medyadan fotoğrafını paylaşıyor.

Kim, kime ne diye bilir?

Zamanın Bodrum Belediye Başkanı’yla yemeklerde, gezmelerde. Hangi belediye personeli ses çıkarabilir. Ses çıkarmak gerekir lakin, herkes kendi yoluna bakıyor.

Ne yapılmalıydı…

Besa A.Ş Gündoğan Çetili Burnu’nun da denizi doldururken, vatandaş olarak gidip elinden kepçeyi mi alacaktık? Alamazdık, yapsaydık da suç olurdu. Kamu gücünü kullananlar dolgu yapılırken, hemde kanunsuz yapılan dolgu için işlem yapsaydı ve iş makinelerine el koysaydı, kamu vicdanı açısından adil ve yasal olurdu.

Durum bu noktaya gelmişken yapılana bakın “Bodrum’da Yıkım Başladı” haberiyle, bizleri mi oyalamaya çalışıyorlar?

İşi bu hale getiren kurumlar el ele vermiş iyi bir şey yapmış gibi kendi reklamlarını yapıyorlar. Neymiş, kaçak yapı yakalamışlar. Bu yapı nereye kaçıyordu da yakaladınız? Ses çıkarmadınız, şimdide kahramanlık gösterisi yapıyorsunuz.

Yıkmaya gittiğiniz yer, bir asansör kulesi.

“Yıkıyoruz.”  “Neyi yıkıyorsunuz ?” “Asansör kulesini.”  “Niye?”  “Kaçakmış.” Bu haber üzerine rahatladık tabi, baktık ki yetkililerimiz harıl harıl çalışıyor.

Kafamı buluyorsunuz anlamadım…

Asansör kulesi, kısmen kıyıya tecavüz etmiş bir halde, bunun yıkımı için karar almanıza dahi gerek yoktu. Haksız işgalden, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Milli Emlak Müdürlüğü veya doğrudan Bodrum Kaymakamlığı yıkabilirdi. Belediye, ayrıca ruhsat ve eklerine aykırılıktan, zaten bu işlemi yapabilirdi.

Bütün suç asansör kulesinde…

“Eğer, bir yerde adalet yıkılırsa, orada nizam da bozulur, ahlak da bozulur.”

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen isminizi buraya giriniz