İ.Hakkı Zırh yazdı: Üretim olmadan kalkınma olmaz

0
447

Bu teori yeni bir olay değil. Yıllarca bilinen ve dünyada uygulanan bir söylem. Yaşamımızda da baktığımızda üretmiyorsak yani çalışmıyorsak gün gelir eldekiler de biter ve başkalarının ürettiğini almak zorunda kalırız. Başkalarının ürettiğini almak içinde paramız olması gerekir. Elimizde sürekli para varsa devamı sürekli, geliyorsa sorun yok. Üretmeden de yaşarsınız. Ama bu kaynak nereye kadar yetecektir bunu bilmek ona göre çözüm olanaklarını araştırmak gerekir.

Dünyaya baktığımızda her ülke üretmektedir. Bazıları topraktan üretmekte bazıları ise teknolojiyi bilgiyi daha iyi kullanarak üretilenleri geliştirip daha fazla üretim sağlamaktadır. Günümüzde A.B.D bile dışarıda üretim yapan şirketleri tekrar ülkesine çağırarak üretimlerini ülkede yapmalarını istemiştir. Son zamanların üretimde ki popüler ülkesi Çin üretimle ekonomik olarak sınıf atlamıştır.

Singapur gibi İsrail gibi bazı ülkelerde teknolojileri sayesinde üretilenleri işleyerek daha fazla kazanmaya devam etmektedirler. Petrol zengini Araplar bile petrolün biteceğini varsayarak yatırımlarını ona göre planlıyorlar.

Ülkemizde yıllarca “Dünya’da kendi kendine yetebilen 7 ülkeden bir tanesi “sözü kuşaklara öğretilmiştir. Gerçektende ülkemizin coğrafi ve siyasi durumuna baktığımızda üretebileceğimiz tarım alanlarımız, hayvancılık yapabileceğimiz coğrafyamız, fabrikalar kurabileceğimiz alanlarımız ve ürettiklerimizi satabileceğimiz üretmeyen komşularımız varken kalkınmamızın en zirveye çıkabilecek bir ortamımız vardı.

Ülkemiz yıllarca üretim yaptı. Tabii bu üretimde devlet planlaması ve desteği vardı. Üretime devlet destek verir, üreticinin satamadığını da devlet satın alırdı. Günün ve ülkenin koşulları sayesinde üretim çok çok fazla olmazdı. Devlet tarıma yeterince destek olamıyordu. Gelişmiş ülkelerdeki gibi destek primleri olmuyordu. Topraklar küçük çiftçilerin elinde olduğundan teknolojiyi tam olarak takip edemiyordu çiftçi. Devlet de öncü olup kooperatifleşmeye geçip toprakları birleştirip aynı makinelerle daha fazla alanları kullanıma açamadı. Sonuçta istenen üretim olamıyordu belki ama insanların karnı doyuyordu. Topraklarını bırakıp iş için büyük şehirlere göler olmuyordu. Üretim devam ediyordu. Bu üretilenleri büyük şehirlerde bizler korkmadan tüketebiliyorduk.

Devlet üretime önem verip en son teknolojileri getirip en iyi tohumu bulup, en iyi gübreyi vatandaşına bir şekilde verseydi üretim devam ederdi. Bizde sağlıklı ürünleri yemeye devam ederdik.

Ülkemizde neler oldu. Üretimdeki ürünlerin fazlasını alıp daha sonra pazarlayan tüm ofislerimizi fabrikalarımızı, et ve balık kurumlarımızı devlet ticaret etmez mantığıyla hep sattık son kalanları da satma yolundayız. Satılan fabrikalar, çiftlikler, üretim ve depolama tesisleri vs hep gitti. Birçoğu üretim yapmadan arsaları değerlendirildi. Birçoğu da kapatıldı.

O dönemlerde alınan paralar yetkililer tarafından üretime bir daha dönmedi. Yollar yapıldı, köprüler yapıldı ve ne yazık ki bol keseden harcandı. Bolca harcamaya da devam ediyoruz.

Şimdi geriye dönüp baktığımızda bakkalımızda marketlerimizde hiçbir yerli ürün bulamıyoruz. Mercimek Kanada malı, Pirinç Uruguay malı. Et Arjantin malı, Bulgur Meksika malı, Un Rusya malı, Saman Balkanların malı vs vs.

Üretim yok tüketim çok fazla bu bizi nereye götürür diye birbirimize sormamız gerekiyor. Bu ülke yalnız bizden ibaret değil. Gelecek kuşakları da düşünmek zorundayız. Bu konu artık siyasetin ilerisindedir. Geleceğimiz tekrar masaya yatırılıp yeniden düzenlenmelidir. Üretim olmadan tüketim olmaz bunu bilip buna göre yeniden yapılanmalıyız.

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen isminizi buraya giriniz